Aslında bu haftayı pas geçmek istiyordum, çünkü aldığımız 1 puandan mutlu değilim. Fakat yine de yazılmış bir şeyler bulunsun.
Urfa'ya biletleri aldığım zaman birçok insandan "Manyak mısın sen?" tadında tepkiler aldım. Tabii ki manyağım, bunca yıldır beni tanıyan ailem ve dostlarımın bu manyaklığı şu dakikaya kadar idrak edememiş olması gerçekten üzücü. Ben okuldan kaçıp da deplasmana gittiğimi tabii ki söylememiştim onlara ama, yine de bilmeliler.
Saat sabah 5. Maç günü, alarm kurulmuş, uyanılmış ama daha erken diye biraz daha uyunmuş. Akşamdan kalmalık hali, ağızda leş gibi bir koku. 5.45'te telefon tekrar çalar ve "hass.ktir geciktim" telaşıyla yola konulur. Havaalanında biraz atıştırmaca, saat 9 gibi Gaziantep Havaalanı. Meşhur kebapçı İmam Çağdaş'ta bir mola, ve hayatımızın en güzel kebabı. Biraz şehir turu, uzaktan bakmaca ve Urfa'ya doğru yola çıkış. Sürekli sigara, sigara üstüne sigara. Maç öncesi tedirginlik ve korku, ya puansız dönersek? Ya kötü bir şey olursa?
Kolay değil, özlemişiz. Yine "manyak mısınız?" diyenler olacaktır illa ki. Hiç futbol takımı özlenilir mi? Özlenmez mi... Anadan, babadan, yârdan bile çok özlenir kimi zaman. Hele düşmüşse hak etmediği yerlere...
Urfa. Hakkında söyleyecek çok bir şey yok aslında. Methedildiği kadar güzel bir şehir değil. Balıklıgöl, içinde balıklar yüzen küçük bir gölet. Gölet bile değil aslında. Etrafında bizim kültürümüzden çok Arap kültürüne yakın enteresan insanlar.
Maç hakkındaysa söylenecek pek bir şey yok yine. Ortada geçen bir maç, karşılıklı pozisyonlar. Urfa'nın son 10 dakikada kaçırdıkları. Muhsin en göze batan oyuncumuz, Göksel iyi olacak gibi gözüküyor. Evren tamamen bir facia.
İçerdeki ilk maç, Çorum maçı. O zamana kadar şimdilik nokta.
#HerkesAltayAlsancaka
Mare Nostrum