Tuesday, August 30, 2011

Başlangıç

Hiçbir zaman kavga peşinde olmadık biz. Peşinden gittiğimiz binlerce kilometrede amacımız taşlar, sopalar, bıçaklar olmadı hiçbir zaman. Bize bir çiçekle gelene bin çiçekle, bir taşla gelene bin taşla gittik. Biz sadece siyah ve beyazın yarattığı görkemli dünyana sığınmaya çalışan çocuklardık. Yetişemesek de Türkiye Kupası'nı kaldırdığın zamanlara, hiç vazgeçmedik umut etmekten, hiç yılmadık. Çünkü tribünde öğrendik biz hayatın gerçeklerini;

"Tek başına kalsan da bu alçak düzende,
Yılmayıp direneceksin tüm haksızlıklara,
Onurunla kalacaksın dimdik ayakta,
Şampiyonluk zaten senin ruhunda..."


Çocukluğumuz geçti peşinde Alsancak sokaklarının tozlu sayfalarında, kısacık yolunun upuzun basamaklarında Gündoğdu'dan Alsancak Gar'ına. Biliyorduk, adının önündeki Büyük sıfatının sadece sana layık görüldüğünü; zaten büyüdükçe biz de anladık, uğrunda sürüklenirken sadece sana layık olmanın sorumluluğunu.

Seninle güldük, seninle ağladık. İlk defa düştüğünde 3. lige, bağırdık, parçaladık kendimizi, küfrettik, ağladık. Sanki annemiz, babamız ölümden dönmüş gibi korktuk.

Ama fark ettik ki, sen mahalle liginde bile oynasan, biz kaldırımları tribün yaparak sevecektik. Çünkü biz ne şanı, ne şöhreti, ne de parayı sevdik. Biz sadece seni sevdik.

Başlıyoruz.

Mare Nostrum

No comments:

Post a Comment